COVID-19 (Koronavirüsü) ve sokağa çıkma kısıtlamalarına yönelik bilgi için tıklayınız.

Finansal Balonlar Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Finansal Balonlar Hakkında Bilinmesi Gerekenler

1929 Büyük Buhranı ve 2000 dot-com krizleri tarihin en büyük ekonomik çöküşlerindendir. İlginçtir ki aralarında neredeyse bir asırlık bir dönem bulunan bu iki çöküşün de başlamasının ortak bir noktası bulunmaktadır. Bu ortak nokta Amerikan Merkez Bankası’nın aldığı faiz artırma kararının her iki krizi de tetikleyen en önemli etken olmasıdır. Her ne kadar Amerikan Merkez Bankası bu kararı oluşan finansal balonu daha fazla büyümeden durdurabilmek adına almış olsa da neticede dünya, tarihin gördüğü en büyük ekonomik krizleriyle yüzleşmekten kendisini kurtaramamıştır. Amerikan Merkez Bankası FED’in faiz artırma kararının oluşan finansal balonu daha da büyümeden durdurabilmek yerine bu iki krizin tetiklemiş olmasının sebebi ise frene basma konusunda çok geç kalınmasıydı. FED’in finansal balonlar oluştuktan sonra frene basma çabası ekonomik çöküşü engelleyememiş, aksine daha da hızlandırmıştır. Neticede her iki kriz de ekonomistleri finansal balonlar oluştuktan sonra yapılabilecek bir şeyler olup olmadığı konusunda düşünmeye itmiştir.

Finansal Balonlar Oluştuktan Sonra Neler Yapılmalı?

Finansal balonlar oluştuktan sonra ekonomik çöküşe neden olan en büyük problem çöküş esnasında piyasalarda hiç alıcının olmaması sebebiyle likiditenin kaybolmasıdır. Bu gibi durumlarda devletler genellikle çöküşü önleyebilmek adına piyasalara likidite sağlar. Ancak bu durum uzun süredir tartışılan bir konu olagelmiştir. Mesela 2009 senesinde W. Forbes finansal balonların oluşmasına devletlerin de katkıda bulunduğunu ve yine vatandaşların vergileri ile bu balonlara müdahale edildiğini dile getirmiştir.

1929 Büyük Buhranı ve 2000 dot-com krizinin aksine FED, 2008 ve 2020 (Covid-19) krizlerinde oldukça başarılı bir sınav verdiği dile getirilmektedir. Peki FED’in 1929 ve 2000 senelerindeki krizlerden farklı yaptığı şey ne idi? FED 2008 Küresel Krizinde ve 2020 Pandemi Şokunda finansal piyasalarda yaşanan sert hareketlere piyasalara bol likidite sağlayarak müdahale etmişti. Hatta bununla da kalmayıp finansal piyasalarda bizzat işlemler yaparak likidite yaratmış, böylece piyasaların hızlı bir şekilde toparlanmasına da destek olmuştur.

Bu adımlar sayesinde FED 1929 ve 2000 krizlerinin aksine krizleri önlemekle kalmamış, hızlı bir şekilde toparlanan piyasalarda yeni rekorlar kırılmasına da öncü olmuştur. Gelgelelim FED’in bu başarılı müdahalelerinin nelere mâl olduğuna. Her ne kadar 2 büyük krizi önlemeyi başarabilmiş olsa da FED’in piyasalara bu bol likidite sağlama girişimi tüm dünya genelinde yüksek enflasyon oranlarının gözükmesine zemin hazırlamıştır. Fakat modern para teorisi bu durumun geçici olduğunu öne sürmektedir. Bu teoriye göre merkez bankalarının finansal çöküşleri önleyebilmek adına uyguladıkları parasal genişlemeci politikaların yüksek enflasyon oranlarına sebep olması son derece doğal bir durumdur. Ancak piyasaların toparlanması ile birlikte yüksek enflasyon oranlarının da hızla düşeceğini savunur. Bu teorinin doğru olup olmadığını pandemi sonrası yüksek enflasyon krizini bizzat yaşayan insanlar olarak zaman içerisinde hep birlikte görecek olanlar da yine bizleriz.

01
Otomotivde Operasyonel Kiralamanın Avantajları

Oku
Yatırım Yaparken Göz Önünde Bulundurmanız Gereken Teknik Göstergeler

Oku
Gayrimenkullerin Değerleri Nasıl Hesaplanır?

Oku
Ara

Sitemizin kullanışını iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Devam etmekle çerez kullanımını onaylamaktasınız.

Kabul Ediyorum
Whatsapp phone